Zeytinyağı, üretim aşamasında gösterilen özen kadar, evde saklama koşulları ile de değerini koruyan bir üründür. En kaliteli natürel sızma zeytinyağı bile yanlış saklandığında kısa sürede aromasını kaybedebilir, oksidasyona uğrayabilir ve beklenen lezzet profilinden uzaklaşabilir. Bu nedenle zeytinyağını yalnızca doğru seçmek değil, doğru şekilde muhafaza etmek de kaliteyi sürdürmenin temel şartlarından biridir.
Salata, mutfağın en yalın ama aynı zamanda en karakterli tabaklarından biridir. İçeriği ne kadar basit olursa olsun, kullanılan malzemelerin kalitesi salatanın lezzetini doğrudan belirler. Bu noktada salatanın ruhunu oluşturan en önemli bileşenlerden biri hiç şüphesiz zeytinyağıdır. Doğru zeytinyağı, salatayı sıradan bir tabaktan dengeli, aromatik ve keyifli bir öğüne dönüştürebilir.
Zeytinyağı satın alırken çoğu kişinin ilk baktığı kriterlerden biri “asit oranı” olur. Etiketlerde ya da ürün açıklamalarında sıkça görülen bu ifade, genellikle “asit ne kadar düşükse kalite o kadar yüksektir” şeklinde özetlenir. Bu yaklaşımın doğruluk payı vardır; ancak tek başına asit oranına bakarak bir zeytinyağının kalitesini kesin olarak değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Çünkü zeytinyağı kalitesi; zeytinin tazeliğinden hasat zamanına, sıkım tekniğinden depolama koşullarına kadar birçok parametrenin birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılır.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.